13 Nis 2026
Bir Yamaç, İki Kader: Heyelanların Ölümcüllüğü Neden Her Yerde Aynı Değil?
İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsünden Prof. Dr. Tolga Görüm’ün danışmanlığında doktorasını tamamlayan Dr. Seçkin Fidan’ın öncülüğündeki uluslararası bir araştırma, heyelan ölümlerinin topoğrafya ya da yağıştan çok, ülkelerin arazi yönetimini ve ekonomik düzeyini yansıttığını ortaya koyuyor. Dağların “ölümcüllüğü” büyük ölçüde insan eliyle şekilleniyor. Araştırmanın sonuçları, dünyanın en etkili dergileri arasında yer alan Science Advances’ta henüz yayımlandı.
Haber: İTÜ Medya ve İletişim Ofisi
Heyelanlar, yılda ortalama 4.500’den fazla can kaybına ve 20 milyar doları aşan ekonomik zarara yol açıyor. Bu felaketlerin nedeni olarak akıllara hemen sarp ve engebeli yamaçlar, şiddetli yağışlar ya da jeolojik ve jeomorfolojik kırılganlık geliyor. Ancak Science Advances dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, bu sezgisel algıyı köklü biçimde sorguluyor: Ölümcül heyelanların belirleyicisi doğanın kendisi değil, büyük ölçüde insanın doğayla kurduğu ilişki.
İstanbul Teknik Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Bursa Uludağ Üniversitesi, Viyana Üniversitesi ve Almanya'daki GFZ Helmholtz Yer Bilimleri Merkezinden Türk araştırmacıların oluşturduğu uluslararası ekip, 46 ülkede yaklaşık 60 yıllık arazi kullanımı verilerini ve 45 yıllık nüfus değişimlerini analiz etti. Bu kapsamlı çalışma; ormansızlaşma, tarım arazisi açma ve plansız yapılaşma gibi insan kaynaklı müdahalelerin, heyelan kaynaklı ölümleri yağış ve eğim gibi fiziksel etkenlerden çok daha güçlü biçimde belirlediğini gösteriyor.
Düşük gelirli ülkelerde dağlık arazilere insan müdahalesi fazla
Araştırmanın en çarpıcı bulgusu, bu etkinin dünya genelinde son derece farklı ve dengesiz biçimde dağılması. Yüksek gelirli ülkeler dağlık alanlarının yalnızca yaklaşık %7’sini insan müdahalesine açmışken, bu oran düşük gelirli ülkelerde %50’ye kadar tırmanıyor. Düşük gelirli ülkelerde orman alanlarının büyük bölümü meraya, tarım arazisine ya da kentsel alana dönüştürülmüş; bu dönüşüm, yamaçların doğal dengesini bozarak heyelan tehlikesini artırmış.
Sonuçlar somut ülke örnekleriyle de destekleniyor. Haiti, Sri Lanka ve El Salvador’da yoğun arazi dönüşümü ile heyelan ölümleri arasında doğrudan ve güçlü bir bağlantı saptanıyor. Öte yandan benzer ya da daha riskli topoğrafyalara sahip olmalarına karşın İsviçre, Japonya, Avusturya ve Güney Kore’de can kayıpları görece çok daha düşük: Bu ülkelerdeki arazi kullanım planlaması ve risk yönetimi uygulamaları belirleyici rol oynuyor. Çarpıcı bir örnek olarak, Ruanda’nın arazi dönüşüm oranı Nepal’den 10 kat daha fazla olduğu için heyelan başına ortalama 7 kat daha fazla can kaybı yaşıyor.
Heyelan ölümlerini azaltmada en kritik adım ne?
Araştırma yalnızca bir risk haritası sunmakla kalmıyor; aynı zamanda bir politika çağrısı niteliği de taşıyor. İklim değişikliği, ekstrem yağış olaylarını daha sık ve daha şiddetli hale getirdikçe, kırılgan dağlık bölgelerdeki insan baskısı ölümcül bir kombinasyon oluşturuyor. Bilim insanları, özellikle düşük ve alt-orta gelirli ülkelerde, etkili arazi kullanım planlamasının ve doğa temelli risk azaltma stratejilerinin hayata geçirilmesinin, heyelan ölümlerini azaltmada en kritik adım olduğunu vurguluyor. Dağlar değişmiyor; onları faaliyetleriyle bozarak, tehlikeyi artıran insan tercihleri değişmeli.
Makaleye erişmek için tıklayınız: https://www.science.org/doi/full/10.1126/sciadv.aec2739
Artvin'in Arhavi ilçesinde 8 Aralık 2024 tarihinde meydana gelen heyelan, öğretim üyemiz Prof. Dr. Tolga Görüm tarafından drone
kullanılarak fotoğraflanmıştır.