09 Mar 2020

Ülkü Arıoğlu: "Teknik Üniversiteli Olmak Bir Ayrıcalıktır."

İTÜ Haber olarak 1963 yılı inşaat mühendisliği mezunumuz Ülkü Arıoğlu ile mühendislik, Teknik Üniversite ve İTÜ’lü olmak üzerine konuştuk. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel hazırladığımız röportajda Arıoğlu, Teknik Üniversite’nin yetiştirdiği kadın mühendislerin ülkemizin gelişimindeki rolüne dikkat çekti.

Haber: İTÜ Kurumsal İletişim Ofisi

Haber Yayın Tarihi: 9 Mart 2020

Teknik üniversiteli olma hayaliniz ne zaman başladı?

Lise 1’de iken Teknik Üniversite’ye girmek için karar vermiştim. Sonradan sınıf arkadaşlarımdan da öğreniyorum, hepimiz benzer heyecanlar ile sınava girdik ve sonuçları bekledik. Dolayısıyla, sınav sonuçları belli olana kadar nerdeyse hiç uyuyamadık. Bu öykü hiç bitmez, hepimiz anlatırız birbirimize çünkü. Sonunda bir telefon haberiyle kazandığımı öğrenince dünyalar benim olmuştu.

Erkek öğrenciler arasında tek olmak nasıl bir deneyimdi?

İlk girdiğimde sınıfta tek kız öğrenci olduğumu gördüm. Yüz seksen kişi içerisinde tek kız öğrenci olmak, biraz enteresandı diyelim. Arkadaşlarımın hep söylediği bir şey vardır; bizler Anadolu’nun çeşitli yerlerinden gelen, genelde sınıf birincilerinin ya da matematiği ve fiziği en iyi olanların toplandığı bir sınıftık. O açıdan, birbirimize çok çabuk alıştık. Kız mısın, erkek misin, o kadar da önemli değildi. Ama o sırada okulda kaç kız öğrenci vardı derseniz, %1 gibiydi. Eğitim başlayınca, öğrenmeye odaklanınca, ben de sınıftaki öğrencilerden biri olmuştum zaten.


ulku_arioglu_web_haber_2020 (2)
Kadın mühendis olmayı nasıl değerlendirirsiniz?

Hep söylerim, mühendislik asla ‘erkek mesleği’ değildir. Hele bugün, şimdi biyoteknolojinin ortaya koyduğu verilere göre, iki cins arasında beyinsel gelişim açısından cinsiyetin etkisiz olduğu saptanmışken, nasıl olur da “mühendislik erkek mesleğidir” denebilir. Mühendis olmak için, evet, matematik, fizik gibi konulara yatkın olmak lazım. Bir de bu işi sevmek lazım. Kabiliyetleri de bu yöndeyse, kız da erkek de mühendis olabilir.

Yüksek Mühendis Mektebi’nin tüm öğrencilere açılma süreci ve Teknik Üniversite’nin yetiştirdiği ilk kadın mühendisler hakkında bilgi verebilir misiniz?

Kadın mühendislerin ortaya çıkışında Türkiye biraz daha şanslı, Atatürk sayesinde. Cumhuriyet’ten sonra Atatürk, 1927’de Yüksek Mühendis Mektebini kızlara da açıyor. Ortaokul mezunu iki genç kız (Melek Hanım ve Sabiha Gürayman) 1927’de mühendis mektebine giriyorlar, 1933’te de mezun oluyorlar. Melek Hanım’ın çalıştığına dair bir bilgimiz yok; ama Sabiha Hanım, Bayındırlık Bakanlığı’nda çok önemi projelerde, şantiyelerde görev alıyor ve çok güzel projelerde çalışıyor. Ben onu 40. mezuniyet yılı töreninde tanıdım. Kendisi bir köprüde şantiye şefiyken, köylüler, o köprüye “kız köprüsü” adını vermişler. Anıtkabir’in de şantiye şefliğini yapmış bir mühendistir Sabiha Hanım; bu sorumluluğun onun övünç kaynağı olduğunu ifade etmişti.

Türk kadın mühendisler, Cumhuriyet döneminde ve daha sonraki yıllarda, Türkiye’nin büyük gelişme operasyonları içinde çok önemli projelerde rol alıyorlar. Kimi İstanbul’da, kimi şantiyelerde, daha çoğu Ankara’da planlayıcı olarak çalışıyor. Dolayısıyla Teknik Üniversite’nin yetiştirdiği kadın mühendislerin ülkemizin Cumhuriyetle gelişen medeniyet tarihimizde böyle ulvi bir yeri vardır.

Türkiye’nin geleceğini inşa etmede aktif rol oynamış bir kuşak olarak idealleriniz neydi?

Okulumuzu bitirirken, idealleri ve çalışma heyecanı yüksek gençlerdik hepimiz. Türkiye’nin geleceğinde çok önemli roller üstlenmek, ülke insanına hizmet götürmek ve kendimizi hep daha iyiye, daha doğruya geliştirmek gibi ortak bir idealimiz vardı.


ulku_arioglu_web_haber_2020 (3)
Teknik Üniversiteli olmak size ne ifade ediyor?

İTÜ sevgisi, daha doğrusu Teknik Üniversiteli olma övüncü diyeyim; bunu hiç kaybetmedik. Taşkışla’ya ilk girdiğim gün nasıl gururlanarak o basamakları çıktıysam, hâlâ oraya girerken aynı duyguyu yaşıyorum. Teknik Üniversite’ye girmek bir ayrıcalıktı. Bu ayrıcalığı hep üstümüzde hissediyoruz. Gençlerle karşılaştığımda onlara da söylüyorum: “Teknik Üniversiteli olmak bir ayrıcalıktır; lütfen, bulunduğunuz yerin fırsatını ve imkânını düşünün, bunu zayi etmeyin ve kişiliğiniz için bunu değerlendirin.” Teknik Üniversite’de böyle bir ruh vardır. Tevazu vardır. Alınan bir işi insana faydalı olacak şekilde yerine getirmeyi; yani bu ülkenin kalkınmasına, gelişmesine, ileri gitmesine, doğru yönetilmesine dair sorumluluk sahibi olmayı biz hep burada, belki de yazılı olmayan müfredat içinde öğrendik. Gerçekten böyle bir ruh vardır hepimizde.

Yeni nesil İTÜ’lüleri nasıl görüyorsunuz?

Temasta olduğum Teknik Üniversite öğrencilerinin çoğunda geniş bir vizyon görüyorum. Hepsi doğru yerlerde staj yapmak, çalışmak istiyor. Meslekte nereye yönleneceği hakkında fikir sahibi olmak istiyor. Teknik Üniversite’yi aslında bizim zamanımıza göre daha imkânlı görüyorum. Basılı kitapları, seçkin yeşil kampüsü, aşağı yukarı 200’den fazla kulübü var; Teknoparkı, Erasmus anlaşmaları ve 24 saat çalışan bir kütüphanesi var.

Bir mühendis hangi vasıflara sahip olmalı?

Bir mühendis kesinlikle hayal gücüne sahip, yaratıcı, tutku halinde öğrenmeye açık olmalı. Yani sadece üniversitede öğrenilen ile sınırlı kalmamalı, sürekli araştırma içinde olmalı; ayrıca işine saygı ve sorumluluk duymak, o işi sevmek önemli. Bütün bunlar bir araya gelmeli ki bugün herhangi bir alanda başarılı mühendislik faaliyeti olsun. Ve bütün bunların yanında, insana ve doğaya saygı!.. Çünkü mühendisin işi, doğa kurallarıyla ile anlaşarak insani ihtiyaçları karşılamak, doğaya zarar vermeden insanların konforunu arttırmaktır.

Peki ya İTÜ’lünün vasıfları?

İTÜ’lü zaten hep çalışkandır, iş bitirme azmi vardır. Hem de mütevazıdır. Bakın, bu okulun kültüründe bu hep vardır. Teknik Üniversite, Türkiye’nin teknoloji anıtıdır. İçinden çok iyi eğitimciler, araştırmacılar, devlet adamları, bürokratlar çıkmıştır; iki tane cumhurbaşkanı çıktı mesela. Teknik Üniversite, Osmanlı İmparatorluğu’nun Tanzimat döneminden itibaren süren gelişme ve yenileşme hareketidir ve bunu devam ettirmektedir. Yurtdışından da çok önemli insanlar gelip bu yuvaya hizmet etmiştir. Dolayısıyla Teknik Üniversiteli olmanın sorumlulukları büyüktür.

İTÜ’nün girişimci ruhuna dair neler söylemek istersiniz?

Öncelikle Teknik Üniversite’nin Teknoparkı var. Burada durmadan yeni patentler üretiliyor; gelişmeye açık bir ortam. Bunu daha topyekûn, proje yaratan ve girişimciliğe teşvik eden hale getirebiliriz. Yurtdışındaki gelişmiş üniversiteler gibi, Teknik Üniversite de dünyanın 100 üniversitesi arasında niçin yer almasın? Sonra daha da yukarılara doğru gitsin; niye ilk 10’un içinde olmasın?

Teknik Üniversite’nin tarihi buna çok uygun bir zenginlik sunuyor. Geçmişinde mezunlarının çabalarıyla da oluşmuş bir temel var. Ama dünya değişiyor, teknoloji değişiyor. Şimdi biz de yeni teknolojileri yurtdışındaki Türklerin üretmesini beklemeyelim. Kendi üniversitemizin bunu başarmasını, yaşayan 200.000 kişi diye bahsettiğimiz mezun ağımızın ilgisiyle ve bağışları ile destekleyelim. Rektörümüzün “4’üncü nesil üniversite” diye tanımladığı, dünyanın saygın üniversiteleri içinde olmayı Teknik Üniversite’nin çok hak ettiğini düşünüyorum. Ve mezunların buna mutlaka katkı koyması gerektiğine de inanıyorum. Biz de şahsen elimizden geleni yapacağız ve dilimizin döndüğü kadar da bunu çevremize anlatacağız.

İTÜ kampüsüne her zaman destek oldunuz. Son olarak da ‘ağaçlı yol’ olarak bildiğimiz yolun yenilenmesini desteklediniz. Bu konuda neler söylemek istersiniz? Üniversitemize destek olmak sizin için ne ifade ediyor?

Biz, eşim Ersin Arıoğlu ile İTÜ mezunu olmaktan mutluluk ve gurur duyan insanlarız. Yetiştiğimiz eğitim kurumuna ve bu kurumdan yetişecek olan gençlere destek olmayı çok tabii bir olay olarak kabul ediyoruz. Üniversitemize yakın olmayı yaşadıkça sürdüreceğiz. Oğullarımızın 2’si İTÜ’den mezun, biri MIT’den, ama hepsi İTÜ’nün yanındalar.



ulku_arioglu_web_haber_2020 (5)
Ağaçlı yolu taçlandıran heykelin hikâyesini anlatır mısınız?

Kampüsümüzün içindeki müstesna yeşil alanı tamamlama sorumluluğu bize düştü ve “Arıoğlu Yolu” böylece gerçekleşti… Yolun yapımı sürerken, eşimden “Buraya bir de sanat öğesi yerleştirmeliyiz” önerisi geldi. Yolun bir ucu İnşaat Fakültesine bağlanıyordu, ben de betonarme bölümü mezunu bir inşaat mühendisi olarak, buraya betonarme bir heykel yakışır diye düşündüm. Şirketlerimizdeki konunun uzmanı olan arkadaşlarımın ortak çalışması ve mimarımız Işık Keskinler’in tasarımı olan ağaç figürünü gerçeğe dönüştürdü. Ancak ağaç figürü bana aynı zamanda gökyüzünde izlediğim bulut formunu da hissettiriyordu. Düşüncemiz bizi doğadaki bulut - su - ağaç bağlantısı ile, Orhan Veli ve Oktay Rıfat’ın o küçük dörtlükte “Kuşçu Amca’ya seslenişine” ulaştırdı. Böylece, yüksek dayanımlı hafifletilmiş beton, kısmi art-germe ve çelik birleşimiyle bu heykel, yolumuzun simgesi haline geldi. Heykelimizin ismini ise öğrencilerimize bir bilmece içeriğinde sunduk: “Bulut muyum, ağaç mı?..”


ÜLKÜ ARIOĞLU
İnşaat Mühendisi
Irmak Okulları Yönetim Kurulu Başkanı

1940 yılında Lüleburgaz’da dünyaya gelen Ülkü Arıoğlu, 1963 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi Betonarme Bölümü’nden mezun oldu. Bir süre Bayındırlık Bakanlığı Yapı İmar İşleri’nde çalıştıktan sonra, 1965’te faaliyete geçen Yapı Merkezi’nin çeşitli projelerinde görevler üstlendi ve Beton Laboratuvarı'nı kurarak, Kalite Kontrol ve Beton Karışım Tasarımı üzerinde uzmanlaştı. Yapı Merkezi’nde laboratuvar çalışmaları ile başlayan kalite yolculuğu, grup şirketlerinden Yapı Merkezi Prefabrikasyon AŞ’nin Türkiye inşaat sektöründe ilk kez prefabrikasyon alanında TS-ISO 9001 almasıyla sürdü.

Ülkü Arıoğlu, temel eğitim alanında Yapı Merkezi’nin sosyal sorumluluk bilinciyle girdiği etkinliklere yoğun emek verdi. 1994’te, eğitim sektöründe Nitelikli Eğitim Kurumları A.Ş. (NEKAŞ) kuruldu ve 1995’te Irmak Okulları açıldı.

Halen Yapı Merkezi grubunun inşaat, prefabrikasyon, konut ve eğitim alanlarında faaliyet gösteren şirketlerinde yönetim kurulu üyeliklerini sürdürerek aktif görev alan ve İTÜ Mezunlar Yürütme Kurulu üyesi olan Arıoğlu’nun beton, kalite ve yöneticilik konularında çeşitli tebliğ ve makaleleri yayınlanmıştır. “İTÜ Mezunlar Konseyinin” ve “Mezunlarla İlişkiler Ofisinin” kurulmasında da öncülük etmiştir.



İTÜ Ayazağa Kampüsü

Rektörlük Binası Maslak-Sarıyer / İstanbul

İTÜ Ayazağa Kampüsü Telefon

0212 285 30 30 (40 Hat)

İTÜ Ayazağa Kampüsü Fax

0212 285 29 10

İTÜ
More than one Google Analytics scripts are registered. Please verify your pages and templates.